<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Blog &#8211; Cumhuriyetçi Hukukçular Kulübü</title>
	<atom:link href="https://cumhuriyetcihukukcular.org/category/blog/genel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://cumhuriyetcihukukcular.org</link>
	<description>&#34;Cumhuriyet&#039;in hukuku O&#039;nun onurudur.&#34;</description>
	<lastBuildDate>Sun, 08 Oct 2023 21:57:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.6.16</generator>

<image>
	<url>https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/09/cropped-CHK-Logo-1-2-32x32.jpg</url>
	<title>Blog &#8211; Cumhuriyetçi Hukukçular Kulübü</title>
	<link>https://cumhuriyetcihukukcular.org</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>YURTTAŞ DERGİSİ 10. SAYI</title>
		<link>https://cumhuriyetcihukukcular.org/yurttas-dergisi-10-sayi/</link>
					<comments>https://cumhuriyetcihukukcular.org/yurttas-dergisi-10-sayi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[IUCHK]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Oct 2023 21:57:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cumhuriyetcihukukcular.org/?p=1218</guid>

					<description><![CDATA[<p><a rel="nofollow" href="https://cumhuriyetcihukukcular.org/yurttas-dergisi-10-sayi/">YURTTAŞ DERGİSİ 10. SAYI</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://cumhuriyetcihukukcular.org">Cumhuriyetçi Hukukçular Kulübü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-columns">
<div class="wp-block-column" style="flex-basis:100%">
<div class="wp-block-group"><div class="wp-block-group__inner-container">
<div class="wp-block-file"><a href="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2023/10/YURTTAS-10-1.pdf"><br>YURTTAŞ 10</a><a href="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2023/10/YURTTAS-10-1.pdf" class="wp-block-file__button" download>İndir</a></div>
</div></div>
</div>
</div>
<p><a rel="nofollow" href="https://cumhuriyetcihukukcular.org/yurttas-dergisi-10-sayi/">YURTTAŞ DERGİSİ 10. SAYI</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://cumhuriyetcihukukcular.org">Cumhuriyetçi Hukukçular Kulübü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cumhuriyetcihukukcular.org/yurttas-dergisi-10-sayi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın Cinayetlerinde Takdiri İndirim Nedenleri</title>
		<link>https://cumhuriyetcihukukcular.org/kadin-cinayetlerinde-takdiri-indirim-nedenleri/</link>
					<comments>https://cumhuriyetcihukukcular.org/kadin-cinayetlerinde-takdiri-indirim-nedenleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[IUCHK]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2021 23:00:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Tüm Yazılarımız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cumhuriyetcihukukcular.org/?p=1168</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayşe SAYAR Sena ŞAHİN Sadece 2020 yılının ilk dokuz ayında 379 kadın öldürüldü. Sayısı gün geçtikçe artmakta olan kadın cinayetlerinin failleri, takdiri indirim nedenleri ile cezada indirimden faydalanmaktadır. Halk arasında kibarlık karşısında verildiği düşünülmekte olan ve kravat indirimleri ya da&#8230; </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://cumhuriyetcihukukcular.org/kadin-cinayetlerinde-takdiri-indirim-nedenleri/">Kadın Cinayetlerinde Takdiri İndirim Nedenleri</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://cumhuriyetcihukukcular.org">Cumhuriyetçi Hukukçular Kulübü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-right"><strong>Ayşe SAYAR</strong></p>



<p class="has-text-align-right"><strong>Sena ŞAHİN</strong></p>



<p class="has-drop-cap">Sadece 2020 yılının ilk dokuz ayında 379 kadın öldürüldü. Sayısı gün geçtikçe artmakta olan kadın cinayetlerinin failleri, takdiri indirim nedenleri ile cezada indirimden faydalanmaktadır. Halk arasında kibarlık karşısında verildiği düşünülmekte olan ve kravat indirimleri ya da iyi hal indirimi olarak bilinen takdiri indirimlerin verilmesinin sebebi nedir? Bu yazıda bu indirimlerin nasıl, neden uygulanmakta olduğu ve hakimin takdir yetkisi konuları üzerinde durulacaktır.</p>



<div class="wp-block-image is-style-default"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2021/01/EeaXcY0WsAAUom9-1.jpg" alt="" class="wp-image-1173" width="400" height="277" srcset="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2021/01/EeaXcY0WsAAUom9-1.jpg 1024w, https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2021/01/EeaXcY0WsAAUom9-1-300x209.jpg 300w, https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2021/01/EeaXcY0WsAAUom9-1-768x534.jpg 768w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" /></figure></div>



<p>Şule Çet davasında faile iyi hal indirimi uygulandı. Ağırlaştırılmış müebbet hapis yerine müebbet hapis cezası verildi. Failin yargıç takdiriyle bu maddeden yararlanması, Şule Çet’in ailesi ve avukatları tarafından tepkiyle karşılandı.</p>



<p>Adana’da kendisini aldattığından şüphelendiği 44 yaşındaki eşini boğarak öldüren 47 yaşındaki sanık, tahrik ve iyi hal indirimleri uygulanarak 19 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı.</p>



<p>Eren Erdoğan, geçen yıl İstanbul&#8217;da boşanmak isteyen eşini, otomobil içinde vurdu. Sonra da eşinin cansız bedeniyle 2 saat otomobille dolaştı. Hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemi ile dava açılmıştı ancak mahkeme iyi hal indirimi uygulayarak Eren Erdoğan&#8217;a müebbet hapis cezası verdi. Maktulün annesi: &#8221;Kızım ölüm korkusundan eve gitmiyordu. Gitmedi, yine öldü. Bir kravata ve bir cekete gelecek hakkı tanıyorlar.&#8221; dedi.</p>



<p>Uygulamada kravat indirimleri veya iyi hal indirimi olarak da bilinen takdiri indirim nedenleri, 5237 sayılı TCK’nin 62. maddesinde düzenlenmiştir.</p>



<h3><strong>Takdiri İndirim Nedenleri</strong></h3>



<p><strong>MADDE&nbsp;62-</strong>&nbsp;(1) Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir.</p>



<p><em>(*) Bu fıkrada yer alan “beşte” ibaresi, 31/3/2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanunun 2’nci maddesiyle “altıda” olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.</em></p>



<p>(2) Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir. Takdiri indirim nedenleri kararda gösterilir.</p>



<p>Takdiri indirim nedenleri ise örnekseme yoluyla sayılmış, ancak bu hallerin sınırlı olmadığı tamamının sayılmasının da mümkün olmayacağı nazara alınarak benzer durumların da bu kapsamda değerlendirilebileceğini ifade açısından bu husus &#8220;gibi&#8221; şeklinde ifade edilmiştir, takdiri indirim nedenlerinin kanunda yer alan nedenlere benzeyen sınırsız sayıda nedenle uygulanabileceği kabul edilmiştir. (2)</p>



<p><em>Yargıtay 12. Ceza Dairesince 11.01.2018 gün esas:2016/4215 karar:2018/282</em></p>



<p>Kanun maddesinin gerekçesine göre, takdiri indirim nedenlerinin varlığı durumunda&nbsp;tasarıda kabul edilen indirim oranlarında kısmen değişiklik yapılmıştır.</p>



<h4><strong>Takdiri İndirim Nedenlerinin Neler Olabileceği</strong></h4>



<p>Takdiri indirim nedenlerinin neler olabileceği, sınırlı olmamak üzere ve örnekler şeklinde belirlenmiştir. Bunlar; maddenin ikinci fıkrasında failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar olarak belirlenmişlerdir. Bu nedenler, hükûmetin hazırlamış olduğu tasarıda temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilecek hususlar arasında gösterilmişti. Ancak yapılan değişiklikle mükerrer değerlendirme yasağı dolayısıyla bu nedenlerin temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınmaması, sadece takdiri indirim nedenleri olarak göz önünde bulundurulması gereği kabul edilmiştir. (1)</p>



<h3><strong>Yaptırımların Temel Amacı</strong></h3>



<p>Kanun koyucu, kişilerin toplumun düzenini sağlayan hukuk kurallarına uymalarını sağlamak amacıyla çeşitli yaptırımlar öngörmüştür. Yaptırımların temel amacı suç işleyen kişilerin ıslahı ve caydırılmasıdır. (11) Yasa koyucu cezalandırma yetkisini kullanırken Anayasa’nın temel ilkelerine ve ceza hukukunun ana kurallarına bağlı kalmak koşuluyla, toplumda hangi eylemlerin suç sayılıp sayılmayacağı, suç sayılacaksa hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımıyla karşılanacağı, hangi durumların ve davranışların ağırlaştırıcı ya da hafifletici öğe olarak kabul edileceği konusunda ceza siyaseti; ülkenin sosyal, kültürel yapısı ve etik değerlerini de göz önünde bulundurarak takdir yetkisine sahiptir.<strong></strong></p>



<p><em>Anayasa Mahkemesince 16.07.1998 gün esas:1997/45 karar:1998/48</em></p>



<h4><strong>Serbest Takdir</strong><strong></strong></h4>



<p>5237 sayılı TCK&#8217;nin 62’nci maddesinin ikinci fıkrasında takdiri indirim nedenleri sayıldıktan sonra gibi denilmek suretiyle takdiri indirim nedenlerinin yasada sayılanlarla sınırlı olmadığı, aksine bunların örnek olarak belirtildiği açıkça vurgulanmıştır. Burada sayılan failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi nedenler, uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil, yol gösterici nitelikteki gerekçelerdir.</p>



<p>Madde metninden de anlaşılacağı üzere, ceza hukukumuz cezayı azaltıcı takdiri nedenlerin bir olayda var olup olmadığını ve nelerin cezayı azaltıcı takdiri nedenler olarak kabul edilebileceği konularını yargıcın mutlak takdirine bırakmış, nelerin bu kavrama gireceğini sınırlayıcı biçimde sayıp göstermeyerek ‘serbest takdir’ sistemini benimsemiştir.</p>



<p><em>Yargıtay 8. Ceza Dairesince 20.06.2011 gün ve 5466-5182 sayı</em></p>



<p>Ancak hakimin bu konudaki takdir yetkisi sınırsız değildir. Bütün kararlarda olduğu gibi takdiri indirimin uygulanmasına veya uygulanmamasına ilişkin kararlar da gerekçeli olmalıdır. Bununla birlikte gösterilen gerekçelerin hak, adalet ve nasfet kurallarıyla dosya içeriğine uygunluğunun Yargıtay denetimine tabi olacağında da kuşku bulunmamaktadır. (3)</p>



<p>Takdir sübjektif bir değerlendirme olduğuna göre bunu davayı yöneten yargıçtan daha iyi bulup çıkaracak bir kimse olamaz. Zira suç, suçlu ve bununla ilgili her türlü delille, özellikle tanıklarla karşı karşıya olan duruşmayı yönetmekle bunlarla doğrudan doğruya temas halinde bulunan yargıcın, ilgili davada cezayı azaltıcı takdiri nedenlerin var olup olmadığının en iyi şekilde değerlendireceğinin kabulü gerektiği gibi, dosya kapsamına göre, makul olmayan veya yerinde kullanılmayan yargıcın bu husustaki takdir hakkının Yargıtay tarafından denetleneceği kuşkusuzdur. 5237 sayılı TCK’nin 62. maddesine ilişkin takdir hakkı kullanılırken, gösterilen gerekçenin makul olması, hukuk kurallarını zedelemeyecek, yasaların maksadına ve amacına aykırı düşmeyecek, vicdanları rahatsız etmeyecek bir nitelik taşıması gerekir.</p>



<p><em>Yargıtay 8. Ceza Dairesince 20.06.2011 gün ve 5466-5182 sayı</em></p>



<h4><strong>Islah Edici Adalet</strong></h4>



<p>İyi hal indiriminin kanunda yer alması, ceza adaletinde “ıslah edici adalet” sisteminin benimsendiğinin bir göstergesidir. Bu sistem failin cezalandırılarak ıslah edileceği ve akabinde topluma kazandırılacağı fikrini içermektedir. Dünyanın birçok ülkesinde failin ıslahı için kullanılan “iyi hal indirimi” fail hakları bakımından oldukça yararlı ve gereklidir. Hatta bu durum yargılama esnasında failin mahkemeye yardım etmesi sonucunu doğurmakta, böylece maddi gerçekliğe ulaşma&nbsp;kolaylaşmaktadır. (5)</p>



<p>Bu kanun hükmünün ülkemizde uygulandığı haller ise tartışma konusudur.</p>



<h4><strong>Uygulama Alanları</strong></h4>



<p>Saygınlık indirimi denilen indirim kalemi, belirtilmekte olduğu üzere en fazla 1/6 oranında uygulanabilmektedir. Bunun uygulanmasına örnek verilmesi gerekirse;</p>



<p><strong>Örnek 1 </strong>→TCK 85. maddede yer alan taksirle öldürme suçunda&nbsp;iyi hal indirimi uygulanabilmektedir. Bu suçun kanuni ceza alt sınırı iki yıl ve üst sınırı 6 yıl şeklindedir. Bu suçta başka bir indirim sebebi olmadığı takdirde mahkeme iyi halin olduğuna karar verirse önce 2 yıl ile 6 yıl arasında bir ceza hükmü verip bunun üzerinden en fazla 1/6 şeklinde bir indirim yapacaktır. Eğer oranı 1/6 oranında belirlerse 20 ay ile 5 yıl arasında bir ceza vermektedir.</p>



<p><strong>Örnek 2 </strong>→&nbsp;TCK  86. madde yer alan kasten yaralama suçunda&nbsp;iyi hal indirimi uygulanabilmektedir. Bu suçta eğer haksız tahrik söz konusu ise öncelikle haksız tahrik indirimi, ardından iyi hal indirimi yapılır. Kasten yaralamanın cezası 1 yıl ile 3 yıl arasında değişen hapis cezasıdır. Haksız tahrik indirimi 1/4 ile 3/4 oranları arasında hakimin takdiri ile belirlenir. İyi hal indirimi de 1/6 oranına kadar hakim tarafından belirlenmektedir. Somut olayda 2 yıl ceza hükmüne 1/4 haksız tahrik indirimi uygulanırsa bu ceza 18 aya düşmektedir. Bunun üzerinden de 1/6 oranında saygınlık indirimi uygulanırsa 15 aylık bir ceza hükmü söz konusu olmaktadır. (8)</p>



<p>Bu nedenle iyi hal indiriminin ne kadar etki edeceği ve yargılamada karşılaşılabilecek muhtemel hükümler somut olaydaki şartlara göre değişkenlik gösterebilmektedir.</p>



<h3><strong>Kanuni Düzenlemenin Nasıl Hayat Bulduğu</strong></h3>



<p>“İsviçre’de cezayı tamamen kaldırma yetkisi var.”</p>



<p>Av. Doç. Dr. Yılmaz Yazıcıoğlu, dünyanın her yerinde takdiri indirim sebeplerinin uygulandığını belirtti:</p>



<p>“Burada biz hakime indirim hakkı vermekteyiz, İsviçre’de hakime, 5 yıla kadar olan cezalarda gerekli görürse cezayı tamamen kaldırma yetkisi verilmektedir. Dünyanın her yerinde cezaların faillerin kişiliğine uydurabilmesi, objektiflikten sübjektifliğe geçip bireyselleştirilmesi için takdiri indirim sebepleri kabul edilmektedir. Olması da gerekmektedir.&nbsp;Mesele iyi kanun-kötü kanun değildir. Kanunlar üç aşağı beş yukarı aynıdır. İyi uygulama-kötü uygulama vardır. Türkiye’de de kırmızı-sarı-yeşil ışık vardır; Almanya’da da, İtalya’da da, ABD’de de vardır…Önemli olan sürücülerin ona ne kadar riayet ettiği, hakimlerin olaya bakışıdır.” dedi. (7) Tartışılması gereken, kanuni düzenlemenin varlığı olmamalıdır. Tartışılması gereken konu, kanuni düzenlemenin ülkemizde yargı kararlarında nasıl hayat bulduğudur.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignright size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2021/01/indir.jpeg" alt="" class="wp-image-1170" width="390" height="260" srcset="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2021/01/indir.jpeg 780w, https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2021/01/indir-300x200.jpeg 300w, https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2021/01/indir-768x512.jpeg 768w" sizes="(max-width: 390px) 100vw, 390px" /></figure></div>



<p>Ceza Hukukunda teorik altyapısı olan her müessesenin bir önemi, amacı ve fonksiyonu bulunmaktadır. Bu nedenle takdiri indirim nedenlerine tümü ile karşı olmak hatalıdır. Cezanın bireyselleştirilmesi maksadıyla kovuşturmayı yapan hakime tanınan bu yargı yetkisinin kaldırılmasını savunmak yerine toplumu ve hukuk düzenini rahatsız eden, hassasiyet gösterilen meselelerde, örneğin kadına ve çocuğa karşı işlenen şiddet içerikli suçlarda takdiri indirim nedenlerinin tatbiki istenmemekte ise, bu konuda 62. maddeye istisna koyulmalı veya 62. maddenin takdiri indirim nedenleri sadece faile değil, fiille ilgili konularda da tüm suçlar ve belirttiğimiz bu suçlar yönünden sıkılaştırılmalıdır. Bu nedenle; toplumda öfkeye yol açan olaylardan dolayı faillere takdiri indirim nedenlerinin kabul edilemeyeceği durumda TCK m.62’de değişikliğe gidilmesi zorunlu olup, şartları oluştuğu durumda TCK m.62’yi tatbik eden hakimlerin eleştirilmesi isabetli değildir. (4)</p>



<h3><strong>S</strong>onuç</h3>



<p>Hakimin takdir yetkisini kullanması, Türkiye dışında birçok ülkede de kullanılmakta olan bir uygulamadır. Somut olaylarda aslolan bilgiye ulaşabilecek en yetkili konumdaki kişi hakimdir. Hakimin tüm şartları değerlendirerek ilgili davalarda kararlarına gerekçe göstermekte olduğu unutulmamalıdır. Burada önemli olan husus; yukarıda da bahsettiğimiz üzere artmakta olan kadın cinayetlerinde hakimin, takdiri indirim nedenlerini konu alan maddeyi uygulaması çok hassas bir konu haline geldiği için bu yetkinin doğru koşullarda, doğru olaylara uygulanmasıdır.</p>



<h3><strong>Kaynakça</strong></h3>



<p>(1). Mehmet Emin Artuk, A. G. (2019),<em>Gerekçeli Ceza Kanunu,</em> Adalet Yayınevi.</p>



<p>(2). <a href="https://barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/takdiri-indirim-nedenleri-tck-62.html">https://barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/takdiri-indirim-nedenleri-tck-62.html</a> adresinden alındı.</p>



<p>(3). <a href="https://www.hukukmedeniyeti.org/karar/1144/takdiri-indirim-hukmunun-uygulanmasi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://www.hukukmedeniyeti.org/karar/1144/takdiri-indirim-hukmunun-uygulanmasi/</a> adresinden alındı.</p>



<p>(4). <a href="https://www.kararara.com/forum/viewtopic.php?t=35810">https://www.kararara.com/forum/viewtopic.php?t=35810</a> adresinden alındı.</p>



<p>(5).<a href="http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/yazilar/2470/iyi-hal-indirimi-kadin-cinayetlerini-siyasilestiriyor">http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/yazilar/2470/iyi-hal-indirimi-kadin-cinayetlerini-siyasilestiriyor</a> adresinden alındı.</p>



<p>(6). <a href="https://www.petrol-is.org.tr/kadindergisi/sayi51/haklarimiz.htm">https://www.petrol-is.org.tr/kadindergisi/sayi51/haklarimiz.htm</a> adresinden alındı.</p>



<p>(7). <a href="http://www.aljazeera.com.tr/haber/iyi-hal-nedir-neden-uygulanir">http://www.aljazeera.com.tr/haber/iyi-hal-nedir-neden-uygulanir</a> adresinden alındı.</p>



<p>(8). <a href="https://mihci.av.tr/iyi-hal-indirimi/#iyi-hal-indirimi-ornekleri">https://mihci.av.tr/iyi-hal-indirimi/#iyi-hal-indirimi-ornekleri</a> adresinden alındı.</p>



<p>(9). Mehtap Hamzaoğlu, Emrah Konuralp, &#8220;<em>Türk Hukuk Sisteminin &#8216;Namusla İmtihanı: Ulusal Mevzuat ve Uluslararası Düzenlemeler Açısından Namus Cinayetleri&#8221;</em>, Marmara Üniversitesi Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Araştırmaları Dergisi, İstanbul, 2018.</p>



<p>(10). Melike Nur Kılıç, Öznur Özdoğan, &#8220;<em>Kadına Yönelik Şiddet: Sosyo-psikolojik Arka plan, Manevi Boyut, Hukuki Yaptırımlar&#8221;</em>, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2009.</p>



<p>(11). Burak Albayrak, <em>Türk Ceza Hukukunda Tekerrür</em>, Ankara, 2020.</p>



<p>(12). Ceren Mermutluoğlu, <em>“Ceza Hukukunda Kadın ve Haksız Tahrik”</em>, Galatasaray Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Hukuku Anabilim Dalı, İstanbul,2017.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://cumhuriyetcihukukcular.org/kadin-cinayetlerinde-takdiri-indirim-nedenleri/">Kadın Cinayetlerinde Takdiri İndirim Nedenleri</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://cumhuriyetcihukukcular.org">Cumhuriyetçi Hukukçular Kulübü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cumhuriyetcihukukcular.org/kadin-cinayetlerinde-takdiri-indirim-nedenleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>6284 Sayılı Kanun Üzerine İnceleme</title>
		<link>https://cumhuriyetcihukukcular.org/6284-sayili-kanun-uzerine-inceleme/</link>
					<comments>https://cumhuriyetcihukukcular.org/6284-sayili-kanun-uzerine-inceleme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[IUCHK]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 2020 19:10:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Tüm Yazılarımız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cumhuriyetcihukukcular.org/?p=964</guid>

					<description><![CDATA[<p>6284 sayılı Kanunun öneminden ve sağladığı korumalardan bahsetmeden önce, kanunun kabul edilme sürecine de değinmekte fayda görüyoruz. 17 Ocak 1998 tarihinde 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun yürürlüğe girene dek aile içi şiddet ya da daha açıkça belirtmek gerekirse kadına karşı şiddet ülkemizde aile içi bir mesele olarak addedilmekte ve bu sorunların aile içinde çözülmesi gerektiği Türk toplumunda yaygın bir düşünce olarak kabul görmekteydi. </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://cumhuriyetcihukukcular.org/6284-sayili-kanun-uzerine-inceleme/">6284 Sayılı Kanun Üzerine İnceleme</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://cumhuriyetcihukukcular.org">Cumhuriyetçi Hukukçular Kulübü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-right has-medium-font-size"><strong>Zeynep Betül ÇELİK &amp; Yasin ERZURUM</strong></p>



<h2>4320 Sayılı Kanun ve Opuz Kararı</h2>



<p>6284 sayılı Kanunun öneminden ve sağladığı korumalardan bahsetmeden önce, kanunun kabul edilme sürecine de değinmekte fayda görüyoruz. 17 Ocak 1998 tarihinde <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/5.5.4320.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun</a> yürürlüğe girene dek aile içi şiddet ya da daha açıkça belirtmek gerekirse kadına karşı şiddet ülkemizde aile içi bir mesele olarak addedilmekte ve bu sorunların aile içinde çözülmesi gerektiği Türk toplumunda yaygın bir düşünce olarak kabul görmekteydi. </p>



<p>Ancak 4320 sayılı Kanunun etkili olamamasının ve Türkiye’nin Avrupa Birliği uyum sürecinin bir sonucu olarak 2007 yılında bu kanunda bazı değişikliklere gidilmiş ve kanunun daha <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2007/05/20070504-2.htm" target="_blank" rel="noreferrer noopener">etkili bir koruma sağlaması adına adım atılmıştır. </a></p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/10/2742842_810x458.jpg" alt="" class="wp-image-972" width="332" height="188" srcset="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/10/2742842_810x458.jpg 810w, https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/10/2742842_810x458-300x170.jpg 300w, https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/10/2742842_810x458-768x434.jpg 768w" sizes="(max-width: 332px) 100vw, 332px" /></figure></div>



<p>Ancak ne var ki 4320 sayılı Kanunun değişikliklere rağmen istenen korumaları ve etkili mekanizmaları geliştiremediği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 09.09.2009 tarihli <a href="http://hudoc.echr.coe.int/tur?i=001-92945" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><em>Opuz v. Türkiye </em>kararıyla</a> beraber kesinlik kazanmıştır. Söz konusu karardan kısaca bahsetmek gerekirse; başvuran Nahide Opuz, 1995-1999 yılları arasında eşi H.O.’nun ihlal edici ve tehdit edici davranışlarına ilişkin olarak resmi makamlara 4 kez ihbarda bulunmuş, H.O. tarafından 2001 yılında 7 kez bıçaklanmış ve arabayla ezme saldırısına maruz kalmış, 2002 yılında H.O. tarafından silahlı saldırıya uğramış ve saldırı sonucunda annesi ölmüştür. 2008 yılında yaşam boyu hapisle yargılanan H.O. temyiz sürecinde serbest kalmış ve Nahide Opuz resmi makamlara H.O. hakkında şikayette bulunarak yeniden tehditlerine maruz kaldığı eski eşinden korunma talep etmiştir.</p>



<p>2002 yılında Strazburg Mahkemesi’ne yapılan başvuru sonucunda; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. (yaşam hakkı), 3. (işkence yasağı) ve 14. (ayrımcılık yasağı) maddelerinin ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verilmiş ve Türkiye Cumhuriyeti tazminata mahkum edilmiştir. Bu karar ile beraber Türk Devleti, AİHM tarafından vatandaşını aile içi şiddete karşı koruyamadığı gerekçesiyle mahkum edilen ilk devlet olmuştur. </p>



<h2>6284&#8217;ün Yasama Süreci</h2>



<p class="has-drop-cap">Artan kadın cinayetlerinin ve yukarıda bahsettiğimiz Opuz kararının da etkisiyle, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının önderliğinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilgili komisyonları ve 237 kadın örgütüyle beraber Şiddete Son Kadın Platformu oluşturulmuş ve yeni bir kanun yapımı sürecine girilmiştir. Kanunun hazırlanış sürecinde feminist hukukçuların ve bilim çevrelerinin de görüşlerine başvurularak <em>konsensus </em>sağlanmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak tasarı 8 Mart 2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçmiş ve <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/03/20120320-16.htm" target="_blank" rel="noreferrer noopener">6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun</a> kabul edilmiştir.</p>



<p>Önemle belirtmek gerekir ki 6284 sayılı kanun, 2011 yılında imzalanıp 2012 yılında onaylanan ve 2014 yılında yürürlüğe giren <a rel="noreferrer noopener" href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/03/20120308M1-1.htm" target="_blank">Kadınlara Yönelik şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi</a> (tam metin kararın alt kısmındaki ektedir) ya da daha çok bilinen adıyla ‘İstanbul Sözleşmesi’nden ayrı olarak düşünülemez. Zira hem 6284 sayılı kanun hem de İstanbul Sözleşmesi aynı çalışmaların sonucu ve kazanımıdır. </p>



<h2>Amaç, Kapsam ve İlkeler</h2>



<p><em>Amaç, kapsam ve temel ilkeler </em>başlıklı 1/2(a) maddesinde de açıkça belirtildiği üzere, kanunun uygulanmasında İstanbul Sözleşmesi’ndeki temel ilkelere uyulacaktır. </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/10/kadikoy-kadinlarin-can-simidi-6284-sayili-kanunu-12657452_2599_o.jpg" alt="" class="wp-image-974" width="320" height="170" srcset="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/10/kadikoy-kadinlarin-can-simidi-6284-sayili-kanunu-12657452_2599_o.jpg 640w, https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/10/kadikoy-kadinlarin-can-simidi-6284-sayili-kanunu-12657452_2599_o-300x159.jpg 300w" sizes="(max-width: 320px) 100vw, 320px" /></figure></div>



<p>Bazı kadın hareketleri tarafından <em><a href="http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">kadınların can simidi</a> </em>olarak da adlandırılan 6284 Sayılı Kanunun önemini ise ancak kanunu daha yakından inceleyerek anlayabiliriz.</p>



<h3>Amaç (M.1)</h3>



<p>Kanunun amacı Madde 1&#8217;de öngörülmüştür. Buna göre amaç; <strong><em>şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir </em></strong><em>. </em>Bu maddeden anlaşıldığı üzere kanundan yararlanmak için şiddete uğramış veya uğrama tehlikesi içinde olmak yeterlidir. Kanundan, bu tehlike içindeki vatandaş veya yabancı; kadın çocuk, erkek veya eşcinsel herkes yararlanabilecektir.</p>



<h3>Ev İçi Şiddet Nedir? (M. 2)</h3>



<div class="wp-block-group"><div class="wp-block-group__inner-container">
<p class="has-text-align-left">Kanunun 2. Maddesinde şiddet, ev içi şiddet ve kadına yönelik şiddet tanımları yapılmıştır. Ev içi şiddet; <strong><em>şiddet mağduru ve şiddet uygulayanla aynı haneyi paylaşmasa da aile veya hanede ya da aile mensubu sayılan diğer kişiler arasında meydana gelen her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddet </em></strong>olarak tanımlanmıştır. Görüldüğü üzere ev içi şiddetin kapsamı ‘aile içi şiddet’ denilerek geleneksel aile tanımına indirgenmemiş ve kapsam daha geniş tutulmuştur. Böylece herkes, evli veya birlikte yaşayan fark etmeksizin, korumalardan faydalanabilecektir. Örneğin; 2010 yılında boşandığı erkek tarafından şiddet gören Ayşe Paşalı öldürülmeden önce koruma talep etmiş fakat dönemin 4320 Sayılı Koruma Kanunu koruma için resmi evlilik şartı aradığı için talebi reddedilmişti. Bu düzenlemenin önemi Ayşe Paşalı örneğinde de net bir şekilde gözükmektedir.</p>



<h3>Kanunun Öngördüğü Tedbirler (M. 3)</h3>



<p class="has-text-align-left">Kanunun ikinci kısmında ise koruyucu ve önleyici tedbirler öngörülmüştür. Koruyucu tedbir kararları mülki amir ve hâkim tarafından, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kolluk kuvvetleri tarafından da verilebilecektir. Önleyici tedbir kararları ise yalnızca hâkim tarafından verilebilecektir.</p>



<p class="has-text-align-left">Mülki amir tarafından verilebilecek olan koruyucu tedbirler; </p>



<ul><li><strong><em>şiddet mağduruna ve çocuklarına uygun barınma yeri sağlanması </em></strong>(m.3/a) </li><li><strong><em>geçici maddi yardım sağlanması</em></strong> (m.3/b)</li><li><strong><em>psikolojik mesleki ve hukuki ve sosyal alanlarda danışma hizmeti sağlanması</em></strong> (m.3/c)</li><li><strong><em>hayati tehlike bulunması halinde ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınması </em></strong>(m.3/ç)</li><li><strong><em>gerekli olması halinde korunan kişinin çocuklarına kreş imkanı sağlanması </em></strong>(m.3/d) </li></ul>



<p class="has-text-align-left">olarak öngörülmüştür. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde (a) ve (ç) bentlerinde yer alan tedbirler, ilgili kolluk amirlerince de alınabilecektir. </p>



<p>Hakim tarafından verilebilecek olan koruyucu tedbir kararları ise;</p>



<ul><li> <strong><em>işyerinin değiştirilmesi</em></strong> (m.4/a), </li><li><strong><em>ayrı yerleşim yeri belirlenmesi </em></strong>(m.4/b), </li><li><strong><em>tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması </em></strong>(m.4/c), </li><li><strong><em>kimlik ve diğer bilgi ve belgelerin değiştirilmesi </em></strong>(m.4/d) </li></ul>



<p class="has-text-align-left">olarak dört bentte sayılmıştır.</p>



<p class="has-text-align-left">Önleyici tedbir kararları kural olarak hakim tarafından şiddet uygulayan kişiye yönelik olarak verilecektir. Önleyici tedbirler; </p>



<ul><li><strong><em>şiddet mağduruna yönelik olan şiddet tehdidi, hakaret ,aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması </em></strong>(m.5/a)</li><li><strong><em>müşterek konuttan uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsisi</em></strong> (m.5/b)</li><li> <strong><em>korunan kişilere yaklaşılmaması </em></strong>(m.5/c)</li><li><strong><em>gerekli görülürse korunan kişinin yakınlarına ve çocuklarına yaklaşılmaması </em></strong>(m.5/d)</li><li><strong><em>korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar verilmemesi </em></strong>(m.5/e)</li><li><strong><em>iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme </em></strong>(m.5/f)</li><li><strong><em>ruhsatlı silahlarının kolluk kuvvetlerine teslim edilmesi </em></strong>(m.5/g)</li><li><strong><em>görevi nedeni ile zimmetinde bulunan silahın kolluk kuvvetine teslim edilmesi </em></strong>(m.5/ğ)</li><li><strong><em>bağımlılığı varsa tedavi edilmesi </em></strong>(m.5/h)</li></ul>



<p class="has-text-align-left"> olmak üzere birçok farklı şekilde düzenlenmiştir. Önleyici tedbir kararını ihlal eden kişinin zorlama hapsine tabi tutulabileceği ise kanunun 13. maddesinde düzenlenmiştir.</p>



<p class="has-text-align-left">Tüm bu tedbirler gösteriyor ki; 6284 sayılı Kanun, ülkemizde herhangi bir şekilde şiddete veya ısrarlı takibe maruz kalan ancak ekonomik bağımsızlığı veya barınacak yeri olmaması veya kendisine şiddet uygulayan kişiden ayrıldığında can güvenliğinden endişe etmesi sebepleriyle şiddet karşısında çaresiz kalan kadınlara yönelik en önemli güvencelerden biridir.</p>



<h2>Kadına şiddet neden azalmamaktadır?</h2>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/10/Harita-1-1024x576.png" alt="" class="wp-image-977" width="406" height="228" srcset="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/10/Harita-1-1024x576.png 1024w, https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/10/Harita-1-300x169.png 300w, https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/10/Harita-1-768x432.png 768w, https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/10/Harita-1-1536x864.png 1536w, https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/10/Harita-1.png 1920w" sizes="(max-width: 406px) 100vw, 406px" /></figure></div>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/10/Yillar-1024x576.png" alt="" class="wp-image-978" width="402" height="226" srcset="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/10/Yillar-1024x576.png 1024w, https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/10/Yillar-300x169.png 300w, https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/10/Yillar-768x432.png 768w, https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/10/Yillar-1536x864.png 1536w, https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/10/Yillar.png 1920w" sizes="(max-width: 402px) 100vw, 402px" /></figure></div>



<p class="has-text-align-left">Ne yazık ki tüm bu düzenlemelere karşın kadın cinayetlerinin her geçen yıl arttığını görmekteyiz. Bunun yegane sebebi ise İstanbul Sözleşmesi’nin ve 6284 sayılı Kanun’un etkin bir şekilde uygulanmamasıdır. Zira yetkili makamlar kendilerine intikal eden çoğu vakada sözleşmeyi ve kanunu uygulamak yerine kadınları evlerine gönderip eşleriyle barışmalarını tavsiye etmekte ve ‘aile yapısının korunması’ adına işlem yapmamaktadır. Nitekim &#8221;23 kez koruma talebinde&#8221; bulunduğu halde talepleri geri çevrilen ve boşandığı erkek tarafından uğradığı satırlı saldırı sonucu 44 gün yaşam mücadelesi verdiği hastanede hayatını kaybeden Ayşe Tuba Aslan kanunun gerektiği gibi uygulanmadığının somut bir örneğidir. Aynı şekilde ayrıldığı erkek tarafından öldürülen 19 yaşındaki Güleda Cankel karakola geldiğinde 6284 kapsamında re’sen koruma sağlanması gerekirken bu tedbire başvurulmamıştır. Tüm bu örneklerden yola çıkarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki; 6284 sayılı Kanun ve İstanbul Sözleşmesi layıkıyla uygulanmış olsaydı <a href="https://tr.euronews.com/2019/12/31/kadin-cinayetleri-2019-raporu-474-kadin-erkekler-tarafindan-olduruldu" target="_blank" rel="noreferrer noopener">2019 yılında öldürülen 474 kadının</a> bir çoğu şu an yaşıyor olacaktı.</p>



<p class="has-text-align-left">Sonuç olarak; yetkililerin, kadınların ‘ <em>ölmek istemiyoruz </em>’ çığlıklarına kulak vermesi ve İstanbul Sözleşmesi ya da 6284 Sayılı Kanunu tartışmaya açmak yerine bunların daha etkin uygulanması adına somut adımlar atmaları gerekmektedir.</p>
</div></div>



<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p><a href="https://tr.euronews.com/2019/12/31/kadin-cinayetleri-2019-raporu-474-kadin-erkekler-tarafindan-olduruldu">https://tr.euronews.com/2019/12/31/kadin-cinayetleri-2019-raporu-474-kadin-erkekler-tarafindan-olduruldu</a></p>



<p><a href="http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/">http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://cumhuriyetcihukukcular.org/6284-sayili-kanun-uzerine-inceleme/">6284 Sayılı Kanun Üzerine İnceleme</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://cumhuriyetcihukukcular.org">Cumhuriyetçi Hukukçular Kulübü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cumhuriyetcihukukcular.org/6284-sayili-kanun-uzerine-inceleme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Sözleşmesi</title>
		<link>https://cumhuriyetcihukukcular.org/istanbul-sozlesmesi/</link>
					<comments>https://cumhuriyetcihukukcular.org/istanbul-sozlesmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[IUCHK]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2020 17:27:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Tüm Yazılarımız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cumhuriyetcihukukcular.org/?p=934</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yazıda İstanbul Sözleşmesi’nin genel olarak içeriği, amacı, yükümlülükleri, sözleşmenin etkin bir şekilde uygulanmasının muhtemel sonuçları ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile uyumlu yönleri incelenecektir.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://cumhuriyetcihukukcular.org/istanbul-sozlesmesi/">İstanbul Sözleşmesi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://cumhuriyetcihukukcular.org">Cumhuriyetçi Hukukçular Kulübü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">               <strong>  Ela Çetin</strong></p>



<p>Bu yazıda İstanbul Sözleşmesi’nin genel olarak içeriği, amacı, yükümlülükleri, sözleşmenin etkin bir şekilde uygulanmasının muhtemel sonuçları ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile uyumlu yönleri incelenecektir. </p>



<p>*<em>Avrupa Konseyi&#8217;nin İstanbul Söz</em>leşmesi<em> konulu broşürü için </em><a href="https://rm.coe.int/istanbul-sozlesmesi-brosuru-tr/16809e40c9"><em>tıklayınız.</em></a></p>



<p class="has-text-align-left">Öncelikle belirtmek isterim ki, <a href="https://rm.coe.int/1680462545">Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi,</a> 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul&#8217;da yapılan Avrupa Konseyi Dışişleri Bakanları toplantısında imzaya açılmıştır. Dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Türkiye adına ilk imzayı atmış, 24 Kasım 2011&#8217;de de, oybirliği ile TBMM’de onaylanmıştır. Türkiye bu şekilde sözleşmeye imza atan ilk devlet olmuştur. Yürürlüğe giriş tarihi ise 1 Ağustos 2014’tür.</p>



<h2>GİRİŞ</h2>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/09/Istanbul-Sozlesmesi-Uygulansin-2.jpg" alt="" class="wp-image-947" width="348" height="209" srcset="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/09/Istanbul-Sozlesmesi-Uygulansin-2.jpg 750w, https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/09/Istanbul-Sozlesmesi-Uygulansin-2-300x180.jpg 300w" sizes="(max-width: 348px) 100vw, 348px" /></figure></div>



<p><strong>Sözleşmenin giriş kısmında</strong> İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi’ne ve kadınlara yönelik şiddet alanında önemli standartlar oluşturan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından geliştirilen içtihatlara atıfta bulunulmuştur. İstanbul Sözleşmesi’ni imzalayan devletler, aile içi şiddet ile beraber kadına yönelik her türlü şiddeti kınamıştır. Devletler kadın ve erkek arasındaki eşitliğin gerçekleştirilmesinin kadınlara yönelik her türlü şiddeti önlemede anahtar olduğuna kanaat getirmiştir. Kadınlara yönelik şiddette erkeklerin kadın üzerinde kurduğu baskıda tarihten beri süregelen eşitlikçi olmayan güç ilişkisinin önemli rol oynadığına ve kadınlara yönelik şiddetin toplumsal cinsiyete dayalı şiddet niteliğinde olduğuna dikkat çekmiştir. Kadınlar ile kız çocuklarının aile içi şiddet, cinsel taciz, tecavüz, zorla evlendirme, sözde “namus” gibi toplumun şiddeti meşrulaştırmak için değer atfettiği kavramların şiddeti arttırdığını dikkate alarak kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddetten arınmış bir toplum arzu ederek bu metinde anlaşmışlardır.</p>



<h2>AMAÇ</h2>



<p><strong>İstanbul Sözleşmesinin 1. maddesine göre, bu sözleşmenin amaçları şunlardır:</strong> </p>



<ul><li><em>Kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak,</em></li><li>K<em>adına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınları güçlendirmek de dahil olmak üzere,&nbsp; kadınlarla erkekler arasında önemli ölçüde eşitliği yaygınlaştırmak, </em></li><li>K<em>adına karşı şiddet ve aile içi şiddetin tüm mağdurlarının korunması ve bunlara yardım edilmesi için kapsamlı bir çerçeve,&nbsp; politika ve tedbirler tasarlamak, </em></li><li><em>Kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti ortadan kaldırma amacıyla uluslararası işbirliğini yaygınlaştırmak, </em></li><li><em>Kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin ortadan kaldırılması için bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi maksadıyla kuruluşların ve kolluk kuvvetleri birimlerinin birbiriyle etkili bir biçimde işbirliği yapmalarına destek ve yardım sağlamaktır.</em></li></ul>



<p>Madde metninden ve girişten anlayacağımız üzere anlaşmanın temel amacı; aile içi şiddetle beraber kadınlara yönelik her türlü şiddetin önlenmesini ve kadın erkek eşitliğini bozabilecek her türlü uygulamanın önüne geçilmesini sağlanmak için taraf devletlere yükümlülükler yüklenmesidir<strong>. </strong></p>



<h2>KAPSAM</h2>



<div class="wp-block-image is-style-default"><figure class="alignright size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/09/istanbul-sozlesmesi-nedir-2.jpg" alt="" class="wp-image-949" width="333" height="187" srcset="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/09/istanbul-sozlesmesi-nedir-2.jpg 700w, https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/09/istanbul-sozlesmesi-nedir-2-300x169.jpg 300w" sizes="(max-width: 333px) 100vw, 333px" /></figure></div>



<p><strong>Sözleşmenin 2.maddesinde sözleşmenin kapsamı yer almaktadır:</strong> <em>Bu sözleşme aile içi şiddet de dahil olmak üzere, kadınları orantısız bir biçimde etkileyen, kadına karşı her türlü şiddet için geçerli olacaktır. </em>Kadına şiddet dediğimiz zaman bu sözleşmeye göre şiddeti çok geniş bir perspektiften ele almamız gerekir. Bu nedenle kadına karşı şiddet: <em>Kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik olarak zarar verilmesi sonucunu doğuracak toplumsal cinsiyete dayalı tüm şiddet eylemleridir.</em> <strong>Aynı zamanda ve en önemlisi kadına karşı şiddettin insan hakları ihlali niteliğinde olduğunun benimsenmesidir.</strong> Sözleşmenin kapsamı neticesinde kadına karşı şiddetin insan hakları ihlali olduğunu benimsemek, son dönemlerde Türkiye&#8217;de &#8220;Türk aile yapısını bozduğu&#8221;, &#8220;eşcinselliğe yasal zemin hazırladığı&#8221; gerekçesiyle sözleşme eleştirilerine en iyi cevabı kendi içinde verir.</p>



<p>&nbsp;Aynı zamanda <strong>sözleşmenin 3. maddesinin “f” bendinde </strong><em>“18 yaşından küçük kızları da kapsayacaktır.”</em> hükmüne yer vererek sadece 18 yaş üstü değil, 18 yaşın altındaki küçük kızları da sözleşme kapsamına dahil ederek koruma alanını genişletmiştir.</p>



<h2>TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI İLE UYUMLU YÖNLERİ</h2>



<p class="has-drop-cap">&nbsp;Türkiye Düşünce Platformu ve Türkiye Hukukçular Meclisi mayıs ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;a&nbsp; &#8220;İstanbul Sözleşmesi&#8217;ne yönelik hukuki ve psikososyal değerlendirme raporu&#8221; sundu. Bu rapora göre İstanbul Anlaşması toplumu “cinsiyetsizleştirmeyi” amaçlamaktadır. Yine bu rapora göre töre cinayeti, namus cinayeti gibi kavramlar için sözleşmenin amacının toplumu ayakta tutan değerlerin itibarını azaltmaya yönelik olduğu yönündedir. Toplumu ayakta tutan değerler olarak bahsedilen kavramların hiçbiri bir insanın sadece “insan” olmasıyla sahip olduğu temel hak ve özgürlüklerin üzerinde olamaz. İstanbul Sözleşmesiyle de koruma altına alınan yaşama hakkı, cinsel dokunulmazlık hakkı ve diğer haklar temel hak ve özgürlüklerdendir<strong>. Anayasa 12. ve 13. maddelerde</strong> de bu temel hak ve özgürlükler koruma altına alınmıştır.</p>



<p>“Aile içi şiddet” yerine “ev içi şiddet” denmek suretiyle “evlilik veya akrabalık ilişkileri dışında partner, sevgili, farklı cinsel eğilimler de hukuk koruma alanına dahil edilmesi bu rapora göre İstanbul anlaşmasının kaldırılması için bir neden sayılmıştır. Buna karşılık olarak <strong>Anayasamızın 10.maddesini</strong> hatırlamamız gerekir. <em>“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.”</em> <strong>Bu nedenle kadına karşı şiddet resmi nikâhlı eş, sevgili, akraba, arkadaş nerden gelirse gelsin şiddettir. Şiddetin geldiği yer şiddeti meşrulaştırılamaz kanun önünde herkes eşittir.</strong></p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/09/773x435_cmsv2_4ca81568-21e8-5d1b-b235-8186804f69d7-4409768.jpg" alt="" class="wp-image-950" width="347" height="195" srcset="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/09/773x435_cmsv2_4ca81568-21e8-5d1b-b235-8186804f69d7-4409768.jpg 773w, https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/09/773x435_cmsv2_4ca81568-21e8-5d1b-b235-8186804f69d7-4409768-300x169.jpg 300w, https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/09/773x435_cmsv2_4ca81568-21e8-5d1b-b235-8186804f69d7-4409768-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 347px) 100vw, 347px" /></figure></div>



<p><img loading="lazy" width="434" height="266" src="">2019 Kadın, Barış ve Güvenlik Endeksi araştırmasına göre kadınlar için yaşam kalitesi sıralamasında Türkiye 114. sırada yer aldı. <a href="https://tr.euronews.com/2019/12/17/2020-cinsiyet-esitligi-raporu-turkiye-153-ulke-aras-nda-130-s-rada" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Küresel Cinsiyet Eşitsizliği raporuna göre de Türkiye 153 ülke arasında 130. oldu.</a><a href="#_ftn1"><u> </u></a>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu tarafından hazırlanan raporda 2008-2019 yılları arasında 3185 kadın erkekler tarafından öldürüldü. <a href="https://tr.euronews.com/2019/12/31/kadin-cinayetleri-2019-raporu-474-kadin-erkekler-tarafindan-olduruldu" target="_blank" rel="noreferrer noopener">2019 yılında ise son 10 yılın en yüksek rakamına ulaştı ve 474 kadın öldürüldü.</a><a href="#_ftn2"><u> </u></a>İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre ise son 5 yılda devlet koruması altında olan 94 kadın erkekler tarafından öldürüldü<strong>. </strong></p>



<p><em>*Polis Akademisi Suç Araştırmaları Anabilim Dalı’nda iki öğretim üyesi tarafından hazırlanan</em> <em>2016-2017-2018 tarihli dünyada ve Türkiye&#8217;de detaylı kadın cinayetleri verileri ve analizleri için</em><a rel="noreferrer noopener" href="https://www.pa.edu.tr/Upload/editor/files/Kadin_Cinayetleri_Rapor.pdf" target="_blank"><em> tıklayınız.</em></a></p>



<p>*<em>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu 2019 Raporu için <a href="http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/veriler/2889/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-2019-raporu" target="_blank" rel="noreferrer noopener">tıklayınız.</a></em></p>



<h2>TARAF DEVLETLERİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ</h2>



<p><strong>İstanbul sözleşmesi 12. maddede taraf devletlere yükümlülükler öngörmüştür. Bu maddeye göre:</strong> </p>



<ul><li><em>Taraflar kadınların daha aşağı düzeyde olduğu düşüncesine veya kadınların ve erkeklerin toplumsal olarak klişeleşmiş rollerine dayalı ön yargıların, törelerin, geleneklerin ve diğer uygulamaların kökünün kazınması amacıyla kadınların ve erkeklerin sosyal ve kültürel davranış kalıplarının değiştirilmesine yardımcı olacak tedbirleri alacaklardır. </em></li><li><em>Taraflar herhangi bir gerçek veya hükmi şahsiyetin bu Sözleşmenin kapsamında kalan her türlü şiddet eylemini önleyecek gerekli yasal ve diğer tedbirleri alacaklardır. </em></li><li><em>Bu bölüm uyarınca alınan tüm tedbirlerle, belirli şartlar nedeniyle hassas konuma gelmiş insanların ihtiyaçları göz önüne alınacak ve karşılanmaya çalışılacak ve tüm tedbirlerin merkezinde mağdurların insan hakları yer alacaktır. </em></li><li><em>Taraflar özellikle gençler ve erkekler olmak üzere, toplumun tüm bireylerinin bu Sözleşme kapsamındaki her türlü şiddet olayının önlenmesine aktif bir biçimde katkıda bulunmasını teşvik etmeye yönelik gerekli tedbirleri alacaktır. </em></li><li><em>Taraflar kültür, töre, din, gelenek veya sözde “namus” gibi kavramların bu Sözleşme kapsamındaki herhangi bir şiddet eylemine gerekçe olarak kullanılmamasını temin edeceklerdir. </em></li><li><em>Taraflar kadınların güçlendirilmesine yönelik program ve faaliyetlerin yaygınlaştırılması için gerekli tedbirleri alacaklardır.</em></li></ul>



<p>Kadına yönelik her türlü şiddetin önlenmesi amacıyla taraf devletlere getirilen bu yükümlülüklerin etkin bir şekilde uygulanmasıyla devlet koruması altında olan kadınların şiddet görmesi engellenebilir. </p>



<p><strong>Sözleşmenin 18. maddesine göre:</strong> <em>Taraflar tüm mağdurları daha başka şiddet eylemlerine karşı korumak için gerekli yasal ve diğer tedbirleri alacaklardır. Taraflar, iç hukukları uyarınca, bu Sözleşmenin 20 ve 22’nci maddelerinde belirtilen genel ve uzman destek hizmetlerine sevk de dahil olmak üzere, mağdurları ve tanıkları bu Sözleşmenin kapsadığı her türlü şiddet eylemine karşı korur ve desteklerken; yargı birimleri, savcılar, kolluk kuvvetleri, yerel ve bölgesel yönetimler dahil, ilgili tüm devlet kurumlarının yanı sıra, sivil toplum kuruluşları ve ilgili diğer kurum ve kuruluşlarla etkili bir işbirliği için uygun mekanizmaların mevcudiyetini temin etmek üzere, gerekli yasal ve diğer tedbirleri alacaklardır.</em></p>



<p>Madde 18&#8217;de ilgili tüm yetkililerin gerekli tüm önlemleri alması gerektiğinden bahsedilmiştir.</p>



<h3>Ancak&#8230;</h3>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/09/yarin_7.2.2013_72b9b2a8-891e-4082-8c77-ad7ad47527a4.jpg" alt="" class="wp-image-953" width="300" height="200" srcset="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/09/yarin_7.2.2013_72b9b2a8-891e-4082-8c77-ad7ad47527a4.jpg 600w, https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/09/yarin_7.2.2013_72b9b2a8-891e-4082-8c77-ad7ad47527a4-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></figure></div>



<p> Ancak son dönemlerde artan kadın cinayetlerinde kadınların devletin yetkili makamlara başvurularının sonuçsuz kaldığını görmekteyiz. <a href="http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/aciklamalar/29/ayse-pasali-davasi" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Ayşe Paşalı</a> şiddet gördüğü için boşanma davası açmış davadan önce de sonrada korunma talep etmiştir ancak Ayşe Paşalı tecavüze uğradığı ve şiddet gördüğü eski eşi tarafından 11 Aralık 2010 tarihinde 11 yerinden bıçaklanarak öldürülmüştür. Ayşe Tuba Arslan&#8217;ın ise boşanmadan önce ve boşanma tarihinden sonra UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulamada Cumhuriyet Başsavcılığına ve Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğüne genel olarak hakaret, tehdit, basit yaralama suçlamasıyla toplam 23 kez başvuruda bulunduğu tespit edilmiştir. Fakat Ayşe Tuba Arslan boşandığı erkek tarafından öldürülmüştür.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignright size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/09/image.png" alt="" class="wp-image-936" width="404" height="252" srcset="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/09/image.png 449w, https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/09/image-300x187.png 300w" sizes="(max-width: 404px) 100vw, 404px" /></figure></div>



<p>Sözleşmede taraflar mağdurlara ve özellikle kadın ve çocuklara, kalacak güvenli yer temin etmek, günün her saati kullanılabilecekleri ücretsiz telefon temin etmek, uzman destek hizmetleri vermek, mağdurların şiddet eylemi sonrasında iyileşmelerini kolaylaştıracak hizmetlere erişimini sağlayacak gerekli yasal veya diğer tedbirleri almaları konusunda da yükümlülükler yüklemektedir. Uzun vadede de <strong>madde 14&#8217;e göre</strong> <em>taraflar resmi müfredata, kadın erkek eşitliği, toplumsal klişelerden arındırılmış toplumsal cinsiyet rolleri, karşılıklı saygı, kişisel ilişkilerde çatışmaların şiddete başvurmadan çözüme kavuşturulması, kadınlara karşı toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve kişilik bütünlüğüne saygı gibi konuların, öğrencilerin zaman içinde değişen öğrenme kapasitelerine uyarlanmış bir biçimde dahil edilmesi için gerekli tedbirleri almalıdır.</em> Sözleşmede öngörülen bu tedbirler aynı zamanda <strong>Anayasamızda öngörülen temel hak ve hürriyetlerin korunması başlıklı madde 40 </strong>ile de örtüşmektedir. İstanbul Sözleşmesinde öngörülen bu koruyucu tedbirlerin sıkı bir şekilde uygulanması son dönemlerde artan kadın cinayetlerinin azalmasında etkin rol oynayacağı aşikârdır.</p>



<h2>SONUÇ</h2>



<p class="has-drop-cap">Sözleşme kadına yönelik şiddetin toplumsal cinsiyete dayalı şiddet yapısına dayanan tarafını da ele almıştır. <strong>Sözleşmenin 3. maddesine göre</strong> <em>toplumsal cinsiyet, herhangi bir toplumun, kadınlar ve erkekler için uygun olduğunu düşündüğü sosyal anlamda oluşturulmuş roller, davranışlar, faaliyetler ve özellikler olarak anlaşılacaktır.</em> Toplumun kadınlara biçtiği roller kadınları her planda geri attığı için kadın erkek arasındaki eşitlik sağlanamamaktadır.</p>



<p>2019 yılında kadın cinayetlerinde son 10 yılın en yüksek sayıya ulaşması kadına yönelik şiddeti önlemek amacıyla yapılan yasal düzenlemelerin hedeflendiği gibi uygulanamaması ve gerekli tedbirlerin alınmamasının sonucudur. İstanbul Sözleşmesi de bu yasal düzenlemelerin ve gerekli tedbirlerin uluslararası hukukta garanti altına alınmasını sağlar. Bu nedenle kadınların temel hak ve hürriyetlerini garanti altına alan, kadına karşı şiddeti önlemek amacıyla taraf devletlere yükümlülükler öngören, kadına karşı şiddettin suç sayılması ve yargılama aşamasında yine kadınlar için tedbirlerin alınmasını düzenleyen İstanbul Sözleşmesi kadın hakları için vazgeçilemez nitelikte bir sözleşmedir.</p>



<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p>Çeti̇n, İhsan. &#8220;GELENEK VE MODERNİTE ARASINDA TÜRKİYE’DE SON DÖNEM KADIN CİNAYETLERİ&#8221;. Sosyoloji Dergisi / 30 (Mart 2014): 41-63</p>



<p><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0stanbul_S%C3%B6zle%C5%9Fmesi" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0stanbul_S%C3%B6zle%C5%9Fmesi</a> (ET: 25.07.2020)</p>



<p><a href="http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/</a> (ET: 25.07.2020)</p>



<p>Coşkun Taştan ve Aslıhan Küçüker Yıldız, “Dünyada ve Türkiye’de Kadın Cinayetleri 2016-2017-2018 Verileri ve Analizler” Adlı Rapor, Polis Akademisi Yayınları, Şubat 2019 <a href="https://www.pa.edu.tr/Upload/editor/files/Kadin_Cinayetleri_Rapor.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://www.pa.edu.tr/Upload/editor/files/Kadin_Cinayetleri_Rapor.pdf</a> (ET: 25.07.2020)</p>



<p>“Kadın Cinayetlerini Durduracağı Platformu 2019 Raporu”, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, (ET: 25.07.2020)</p>



<p><a href="https://tr.euronews.com/2019/12/17/2020-cinsiyet-esitligi-raporu-turkiye-153-ulke-aras-nda-130-s-rada" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://tr.euronews.com/2019/12/17/2020-cinsiyet-esitligi-raporu-turkiye-153-ulke-aras-nda-130-s-rada</a> (ET: 25.07.2020)</p>



<p><a href="https://tr.euronews.com/2019/12/31/kadin-cinayetleri-2019-raporu-474-kadin-erkekler-tarafindan-olduruldu" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://tr.euronews.com/2019/12/31/kadin-cinayetleri-2019-raporu-474-kadin-erkekler-tarafindan-olduruldu</a> (ET: 25.07.2020)</p>



<p><a href="http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/aciklamalar/29/ayse-pasali-davasi" target="_blank" rel="noreferrer noopener">http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/aciklamalar/29/ayse-pasali-davasi</a> (ET: 25.07.2020)</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://cumhuriyetcihukukcular.org/istanbul-sozlesmesi/">İstanbul Sözleşmesi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://cumhuriyetcihukukcular.org">Cumhuriyetçi Hukukçular Kulübü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cumhuriyetcihukukcular.org/istanbul-sozlesmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyetçilik</title>
		<link>https://cumhuriyetcihukukcular.org/cumhuriyetcilik/</link>
					<comments>https://cumhuriyetcihukukcular.org/cumhuriyetcilik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[IUCHK]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Sep 2020 15:24:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Tüm Yazılarımız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cumhuriyetcihukukcular.org/?p=668</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhuriyet dilimize Arapça’dan gelmiştir. Cumhuriyet "cumhuri" den türetilmiş bir isimdir. Cumhuri ise cumhura ait demektir. O halde etimolojik olarak Cumhuriyet "halka ait olan şey" demektir. Cumhuriyet’in dar anlamda tanımı monarşinin tersidir.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://cumhuriyetcihukukcular.org/cumhuriyetcilik/">Cumhuriyetçilik</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://cumhuriyetcihukukcular.org">Cumhuriyetçi Hukukçular Kulübü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-right has-medium-font-size"><strong>Serhat Tüzün</strong></p>



<p class="has-drop-cap">Cumhuriyet dilimize Arapça’dan gelmiştir. Cumhuriyet &#8220;cumhuri&#8221; den türetilmiş bir isimdir. Cumhuri ise cumhura ait demektir. O halde etimolojik olarak Cumhuriyet &#8220;halka ait olan şey&#8221; demektir. Cumhuriyet’in dar anlamda tanımı monarşinin tersidir. Leon Duguit’ye dayanır. Ona göre hükümet ister tek kişiye verilsin ister topluluğa verilsin, vesayet yoksa söz konusu devlet bir cumhuriyettir. Buna karşılık bir de cumhuriyet kavramının geniş anlamda yorumlanması gerektiğini savunanlar da vardır. Bu anlamda cumhuriyet sadece monarşinin tersi değil aynı zamanda demokrasinin eş anlamlısıdır. Cumhuriyet temel prensipleri (genel oy, temsili rejim, kuvvetler ayrılığı vb.) içine alan geniş bir kavram olarak düşünülmektedir.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/09/benim-adim-cumhuriyet1540752448.png" alt="" class="wp-image-759" width="365" height="199" srcset="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/09/benim-adim-cumhuriyet1540752448.png 770w, https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/09/benim-adim-cumhuriyet1540752448-300x164.png 300w, https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/09/benim-adim-cumhuriyet1540752448-768x419.png 768w" sizes="(max-width: 365px) 100vw, 365px" /></figure></div>



<p>Cumhuriyet, aynı zamanda hem bir devlet hem de bir hükümet şeklidir. Devlet şekli olarak egemenliğin kişi ve zümrelere değil toplum ait olması, hükümet olan ve yürütmeyi temsil eden kurumun başta devlet başkanı olmak üzere bütün görev alan kişilerin seçimle iş başına gelmesine dayanan yönetim modelidir. Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kuruluşuna kadar olan tarihsel sürece baktığımızda bazı demokratik gelişmeler olarak egemenliğin paylaşıldığı bazı dönemler görülmüşse de Cumhuriyet uygulamasından söz etmek mümkün değildir. Tarihi Aristo’ya kadar gitse de asıl tohumları Fransız İhtilali’nde atılmıştır. Osmanlı tarihini son dönemlerinde de görülen anayasal gelişmelere ve meşrutiyet rejimleri ve uygulamaları bu yönetim biçimini yansıtmaz. Cumhuriyetin içerik ve uygulama olarak ilk kez milli mücadele döneminde uygulandığı görülür. Esasen hükümet ve devlet biçimi olarak da Atatürk’ün girişimi sonunda kurumsal olarak Cumhuriyetin ilanı ile başlamış olan bu yönetim anlayışı Türk demokrasi ve siyasi tarihini en önemli inkılap hareketlerinden biridir. </p>



<p>Atatürk’e göre cumhuriyet Türk halkının yapısına en uygun yönetim<br>biçimidir, milli hakimiyet temeline dayanan halk hükümetidir. Cumhuriyet; halkın devlete, devletin de halka karşı hak ve görevlerini en iyi şekilde düzenleyen yönetim biçimidir. Cumhuriyetçilik; cumhuriyetten hareket ederek, devletin siyasi rejimi olarak cumhuriyeti benimsemek ve onu en iyi yönetim biçimi olarak kabul ederek benimsemek ve cumhuriyetin ilke ve uygulamalarını gerçekleştirmektir. Cumhuriyetçilik, aynı zamanda cumhuriyete sahip çıkmak ve onu koruma demektir. Cumhuriyetin özelliklerinin bütün vatandaşlar tarafından bilinmesi ve ona her zaman koşulsuz olarak sahip çıkılması anlamı taşımaktadır. </p>



<h2>Atatürk&#8217;ün Cumhuriyet Anlayışı</h2>



<p>Atatürk’ün ilkelerinden biri olan cumhuriyetçilik devlet idaresinde milli egemenliği, milli iradeyi ve hür seçimi esas kabul eden ilkenin adıdır. Bu ilkenin yönetim biçimi ve siyasal rejim olarak ifadesi cumhuriyettir. Bu tarz yönetim, milli egemenlik kavramını en iyi temsil edecek, en iyi uygulatacak devlet şekli olup demokrasinin de en gelişmiş şeklidir. Dolayısıyla laiklik, halkçılık, devletçilik, ulusçuluk yanında yer alan cumhuriyetçilik en çok önem verilendir. Çünkü diğer oklara bakıldığı zaman bunlar çağdaş bir yönetim kurmanın yolları ve yöntemleri olarak ortaya çıkmaktadır. </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/09/360px-Ataturk_CHPnin_4._Kurultayinda_9_Mayis_1935.jpg" alt="" class="wp-image-760" width="328" height="456" srcset="https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/09/360px-Ataturk_CHPnin_4._Kurultayinda_9_Mayis_1935.jpg 360w, https://cumhuriyetcihukukcular.org/wp-content/uploads/2020/09/360px-Ataturk_CHPnin_4._Kurultayinda_9_Mayis_1935-216x300.jpg 216w" sizes="(max-width: 328px) 100vw, 328px" /></figure></div>



<p>Türk milleti asırlar boyunca kendi hakimiyetini, kendi iradesini kullanmasına engel olan monarşi, oligarşi gibi rejimlerin acılarını çekiş ve sonunda kendine en uygun yönetim şeklinin cumhuriyet olduğunu görmüştür. Cumhuriyet yönetiminde egemenlik bütünüyle millete aittir. Dolayısıyla, millet bu egemenliğini kendi seçtiği temsilcileri aracılığıyla kullanmaktadır. Atatürk kuracağı cumhuriyetin ülkesinin doğal ve tarihsel gerçeklere dayanarak kurmuştur. Dolayısıyla Anadolu Halkı’nın yapısını göz ardı etmemiştir. Anadolu halkının arasındaki tüm ırksal, sınıfsal ve düşünsel ayrılıklara karşı çıkarak çizilen sınırlar içerisinde kendini Türk olarak kabul eden herkesi vatandaş kabul etmiş, hepsine eşit değer vermiş ve hiçbirine ayrıcalıklı davranmamıştır. Yaklaşık 5-6 yüzyıllık bir imparatorluğu kaldırıp yerine yepyeni bir devlet kurmak oldukça zordu. Böyle bir devleti kurarken en büyük ıslah cumhuriyetçiliktir. </p>



<p>Atatürk Cumhuriyet rejimi için yeni bir hukuk düzeni olması gerektiğini düşünmüştür. Çöken bir imparatorluğun yasaları ile cumhuriyeti yürütebilmek de mümkün değildir. Bu nedenle yeni rejim kendi anayasasını ve yasalarını getirmeli ve böylece kendi hukuk düzenini kurmalıdır. </p>



<p>Atatürk, cumhuriyeti her zaman demokrasi kavramı ile birlikte ele almıştır. O’na göre cumhuriyet, demokrasi ile yönetilen devlet biçimidir dolayısıyla Atatürk cumhuriyetin tanımını bile demokrasi ile yapacak (ileride Atatürk’ün sözlerinden örneklerde görüleceği gibi) derecede iki kavramı yan yana ele alırken, biçimsel olarak kurulan cumhuriyet düzeninin yanı sıra demokratik bir rejime de zamanla aşama aşama geçilmesini istemiştir.</p>



<p> Atatürk’ün cumhuriyetçilik ilkesi dolaysıyla cumhuriyet biçimindeki yönetimin dayandığı başlıca ilkeler vardır. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:</p>



<h3>A)Halk Egemenliği:</h3>



<p>Atatürk’ün cumhuriyetçilik ilkesi, halk egemenliğini en iyi ve en sağlam biçimlerde temsil eden ve uygulayan bir rejimi ifade eder. Atatürk, halk egemenliği, halk yönetimi, halk yönetimi ve halkçılık gibi deyimleri öncelikle cumhuriyet kavramı yerine kullanıyordu. </p>



<h3>B)Tam Bağımsızlık: </h3>



<p>Atatürk’e göre asıl olan Türk ulusunun onurlu bir biçimde yaşamasıdır. Bu da ancak tam bağımsızlıkla mümkün olabilmektedir. Yabancı bir devletin koruma ve desteğini kabul etmek, bağımsızlıktan yoksun olmak demek, diğer devletler karşısında uşak durumuna düşmek demektir. Türk’ün onuru, kişiliği ve yetenekliliği çok yüksektir, büyüktür. Böyle bir ulus esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir. Bundan dolayı Atatürk’ün Cumhuriyetçiliğinde &#8220;ya bağımsızlık ya ölüm&#8221; temel ilkedir.</p>



<h3>C) Ulusal Bütünlük: </h3>



<p>Ulusal bütünlük halk egemenliği ve tam bağımsızlık anlayışının doğal sonucu olmaktadır. Ulusal bütünlük politikasının temel belgesi ulusal anlaşma yani Misak-ı Millî ’dir. Ulusal politika, ulusal sınırlar içinde, her şeyden önce kendi gücüne dayanarak varlığını korumak, ulus ve ülkenin mutluluğuna çalışmaktır. Irk ve din birliği, başka uluslara düşmanlık, kendi ulusunu küçümsemek ülke ve ulus bütünlüğünü bozmak, bölücülük, adaletsizlik, sömürücülük, baskı, yasadışılık, eşitsizlik Atatürk ulusçuluğunun karşı olduğu değerlerdir. Dolayısıyla, Türkiye Cumhuriyeti ulusal sınırlar içinde Türklük duygusuyla yaşayan herkesin ortak devletidir. </p>



<h3>D) Çağdaşlaşma: </h3>



<p>Çağdaşlaşmanın iki önemli boyutu vardır. Biri uygarlıktır, diğeri ise batıdır. Uygarlık her dönemde çağdaşlaşmanın hedefi ve yönü olarak her zaman vardır. Batı ise her dönemde değişebilir. Çağımızda en yüksek uygarlık Batı dünyası tarafından kurulmuştur. Ve temsil edilmektedir. Dolayısıyla Batı uygarlığı en yüksek uygarlık olarak kaldıkça, yeryüzünde hiçbir uygarlık batının düzeyini geride bırakmadıkça, Batı uygarlığı çağdaşlaşmak isteyen ulusların başlıca hedefi olacaktır. Atatürk döneminde de Batı uygarlığı çağın temsilcisiydi ve Atatürk çağdaşlaşmada Batı uygarlığını hedef almıştı. </p>



<p>Atatürk’e göre, her görüş açısından uygar bir ulus olmalıyız. Düşünceler ve yaşam uygar olmalıdır. Atatürk’ün tüm devrimlerinde çağın ışığını görmek ve her devrimde bu ışığın bir parçasının ülkeye yansıtıldığını izlemek olasıdır. Cumhuriyet devleti giderek gelişirken her döneminde Atatürk’ün çizdiği yolda biraz daha çağdaşlaşmıştır.</p>



<h3>E) Lâiklik: </h3>



<p>Lâiklik, Türk devlet yaşamına ancak Cumhuriyetle birlikte girmiştir ve doğal olarak gelişimi de hep bu rejim içinde sürmüştür ve sürmektedir. Ama hukuk açısından ana gelişme 1937 yılında sona ermiş sayılabilir. Lâiklik yani din ve dünya işlerinin birbirinden ayrılması, ilk önce hukuk alanında gerçekleşmelidir; başka bir deyişle, vatandaşın bütün yaşamına egemen olan hukuk alanında bu iş yapılmalıdır. Saltanatın, Halifeliğin kaldırılması gibi inkılâplar lâikliğe gidişi kolaylaştırmıştır. Lâikliğin en büyük aşaması ise, Türk Medeni Kanunu’nun 1926 yılında kabulüdür. Medeni Kanun, Borçlar Kanunu ile birlikte 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girdi. Dolayısıyla cumhuriyetin kuruluşunda lâiklik önemli bir yere sahiptir. Lâiklik uzun bir gelişimin sonucunda Türk toplumunun ana belirleyici öğelerinden birisi olmuştur.</p>



<h3>F) Barışçılık: </h3>



<p>Barışçılık devletin temel ilkeleri arasında yer almaktadır. Cumhuriyet düzeninin çağdaş insanlık hedefleri doğrultusunda gelişebilmesi için çok büyük katkılar getirmiştir. Tüm ulusları insanlığın birer parçası olarak görmek, ayrım yapmadan saygı göstermek barışçıl tutumun ana özelliğidir. Atatürk hiçbir ülke veya ulusa karşıt olmayan bir barışçı gidişi temel ilke görmüştür. Türkiye Cumhuriyeti’nin başlıca ilkelerinde birisi olan yurtta ve dünyada barış insanlıkla uygarlığın ilerlemesinde en esaslı etken olacaktır. Dolayısıyla, ulusları refah ve mutluluğa götüren en iyi yol barıştır. </p>



<p>İç politikada da, dış politikada olduğu gibi barış ana hedef olmuştur. Yurtta barışın sağlanabilmesi için çeşitli çabalar gösterilmiş, insanlar arasında hiçbir ayrıma yer vermeden, eşitlik düzeni en geniş anlamıyla kurulmaya çalışılmıştır. Toplumda sınıflar arası dengeye de önem verilmiş, cumhuriyet devleti olmaya çalışılmıştır. </p>



<p>Atatürk’ün cumhuriyet anlayışının bu sayılan altı ana ilkesi yanı sıra bazı alt ilkeler ve görüşleri de bulunmaktadır. Atatürk’ün devrimci ve halkçı yönleri cumhuriyetçiliğin temel taşlarını tamamlamaktadır. Atatürk’ün Türk ulusuna ve gençliğine olan inancı, cumhuriyetçiliğin tamamlayıcısı ve güvencesidir. Kendi elleriyle kurduğu cumhuriyeti Türk gençliğinin bekçiliğine bırakmıştır. </p>



<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin devam ettirilmesi ve iyiye her geçen gün daha da yükseltilmesi Atatürk’ün düşüncelerinin çok iyi anlaşılması ile mümkündür.</p>



<h2 class="has-medium-font-size">KAYNAKÇA</h2>



<ul><li>Erdoğan Teziç, <em>&#8220;Anayasa Hukuku&#8221;</em></li><li>Kemal Gözler, <em>&#8220;Anayasa Hukuku Genel Esasları&#8221;</em></li><li>Saint Dinç, <em>&#8220;Cumhuriyetçilik İlkesi&#8221;</em></li><li>Yücel Özkaya, <em>&#8220;Altı İlke&#8221;</em></li></ul>
<p><a rel="nofollow" href="https://cumhuriyetcihukukcular.org/cumhuriyetcilik/">Cumhuriyetçilik</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://cumhuriyetcihukukcular.org">Cumhuriyetçi Hukukçular Kulübü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cumhuriyetcihukukcular.org/cumhuriyetcilik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
